A Travellerspoint blog

Namibya Zambiya arası

"Bindik bir alamete.."

sunny 40 °C

Namibya ile Zambiya arasındaki Katima Mulila sınır kapısına ulaşabilmek için, başkent Windhoek'tan oldukça maceralı bir 18 saat yol katetmemiz gerekti. Kendimizi fiziksel (bir daha hiç su yüzü görmeyecekmişcesine yapılan banyo, mükellef bir yemek ve horul horul bir uyku) ve psikolojik (18 saatlik bir otobüs yolculuğunu başaracağımıza dair telkinler) olarak hazırlamış olsak da, hayatımda teptiğim en zor yol koşullarından biriydi diyebilirim. Akşam saatlerinde yine gecikmelerle başlayan yolculuğumuz, dura kalka uzadıkça uzadı ve gecenin bir saati kamyonu sollamaya (pardon sağlamaya, trafik soldan çünkü) kalkarken vites kutusu şöförün elinde kalınca, biz de cümbür cemaat yolda kaldık. Öyle usturupsuz biryerdeyiz ki, in cin top oynuyor ya da daha doğrusu aslanlarla ceylanlar tek kale maç yapıyor, biz de otobüsten inmiş, hışırtıları dinleyerek çiş yapıp, uyuşmuş eklemleri açarak, vites kutusunun yerine geri oturtulmasını umud ediyoruz. Dolunay tepsi gibi tepede, en yakın uygarlık merkezi 5 saat uzakta.. Kötü düşünceler gelir gibi olurken müjdeli haber alınıyor: vites kutusu yerine oturtulmuş. Nasıl olur, bu şekilde 12 saat gidilir mi falan derken, otobüse doluşuluyor, yola devam ediliyor.

Yolun 18. saatinde, Zambiya'da Livingstone'da olmamız gerekirken, biz daha Zambiya sınırından yeni içeri girmekteydik. Sınırda neyseki aranma taranma olmadı, adamlar halimize mi acıdı bilemiyorum ama uzun yolun kısası, 18 saatin Afrikancası 24 saat demekmiş. Livingstone'da otobüsten inerken, kıçım koltuğun şeklini almış, ayaklarım fil ayakları gibi şişmiş ve tüm otobüs halkıyla akraba olmuştum. Bir yarım saat daha kalsaydık, yemin ediyorum swahili dilini sökecektim. İlk öğrendiğim kelimeyi tahmin edersiniz: "Hakuna matata!" yani "no problem".. Her duruma uyuyor bu memlekette.

Kendimizi yer bulabildiğimiz tek otele, gecesi 5 dolarlık bir backpacker hosteline attık (bu yaşa gelip bunu bilmeyenler için: öğrenci yurdu türü, tuvaleti falan dışarda, koğuş gibi bi pansiyon şekli) ve ne yalan söyliyim, duvardaki ve yataktaki kan izlerini, sivrisinek bedenlerinin artıklarını ve banyoda evrim geçirip kanatlanmış 5cm büyüklüğündeki karafatmaları gördüğümüz halde görmemezlikten gelip horul horul da uyuduk..

Bu sabah resmen sınıf atlayarak, caddenin karşısındaki pansiyona geçtik ve şu an yemyeşil çimenlerin ortasına kurulu havuz kenarında serin serin bir esinti eşliğinde ayaklarımı uzatmış halde yazıyorum bu satırları. Bütün gün pansiyondaydık, dünyanın 7. harikasına ev sahipliği yapan Livingstone kasabasına burnumuzun ucunu bile çıkarıp bakmadan, yattık dinlendik. 24 saatlik yolun yorgunluğu anca çıkıyor. Yarın erkenden şelaleye gidicez, yani "Arkası Yarın!"

Posted by cerenmus 11:11 Archived in Zambia

Email this entryFacebookStumbleUpon

Table of contents

Be the first to comment on this entry.

This blog requires you to be a logged in member of Travellerspoint to place comments.

Enter your Travellerspoint login details below

( What's this? )

If you aren't a member of Travellerspoint yet, you can join for free.

Join Travellerspoint