A Travellerspoint blog

Zambiya - Malawi Yolu

"Bu hikaye tamamen hayal ürünü de olabilir.. Olmayabilir de.."

sunny 35 °C

Başardık! Sonunda Malawi'deyiz! Sonunda, rahatlıkla söyleyebilirim: Afrika'nın kalbindeyiz! Ama ne yolculuktu.. Bu sabah saat 4'te, dün geceden anlaştığımız ve benim "4 dolar için asla gelmez" dediğim taksi şöförü bizi tam zamanında pansiyondan aldı (evet, inanamıyorum adam 4 dolar için bütün gece pansiyonun önünde beklemiş, arabanın camını tıklatıp uyandırdık, yağmurda yolcu almayan istanbul taksicilerine kapak olsun!) ve Zambiya'nın başkenti Lusaka'nın yankesicileri ve her türlü karaborsanın döndüğü karanlık sokaklarından tek parça halinde süzülerek geçirip, otobüs terminaline ulaştırdı. Bununla da kalmayıp, bir gün önceden aldığımız biletlerin hakikaten Malawi'ye giden gerçek bir otobüse ait olduğunu görünce bir sevindik, bir sevindik..

70 kişilik optobüsün (2x2 yerine 2x3 kişilik koltuk sistemi var otobüslerde) 56-57 numaralı koltuklarında tek beyaz yolcularız, izbandut gibi iki "çikolata renkli" arkadaş kurulmuş bizim koltuklara. Kaldırana dek canımız çıktı. O saatte herkesin elinde birer tavuk butu, otobüsün içi dışı heryer çanta, poşet, bavul yüklü. Bangır bangır bir müzik, Gospel (afrika kilise müziği) korosu aşka gelmiş haykırıyor, çocuklar ağlaşıyor, bagaja konmaya çalışılan tavuklar gıdaklıyor, tam bir cümbüş. Yol 12 saat, bu müziğe nasıl dayanacağız derken İsa tarafından gerçek bir mucize gönderiliyor ve otobüsün ses sistemi bozuluyor. Allahım çok şükür! Bu sessizlik hali yolcular arasında küçük çaplı bir krize neden olduysa da, hemen çözüm bulunuyor: yolculardan biri cep telefonuna kayıtlı şarkıları hayrına hepimizle paylaşıyor da rahatlıyoruz. Bu durum 2 saat sürdükten ve sinirlerim keman yayı gibi gerildikten sonra, adamın telefonunun pili bitiyor ve kısa süreli bir başka sessizlik ve huzur dönemi yaşıyoruz. Fakat tombul bir politikacımızın dediği gibi, demokrasilerde çare tükenmiyor, sesine güvenen zambiyalı yolcular korosu hemen imdadımıza yetişerek şarkılar söylemeye başlıyor, geri kalanlar el çırparak ve patates/soğan çuvallarının arasında dans ederek eşlik ediyorlar. Al sana en hakikisinden animasyon işte! Bu durum 9 saat boyunca, Malawi sınır kapısına dek sürüyor ve ben nasıl başardıysam, ne katil ne de tımarhanelik oluyorum..

Malawi sınır kapısı ayrı macera. Aslında Malawi Türk vatandaşlarından vize istiyor ve Avrupalılar gibi elinizi kolunuzu sallaya sallaya gidip sınır kapısında alamıyorsunuz. Ben de edebimle Lusaka'dan vizeme başvurmaya niyetliydim. Fakat, kazın ayağı gösterdi ki, noel dönemi nedeniyle Lusaka'daki Malawi konsolosluğu 10 gün tatil yapmaya karar vermiş! Ya bekleyeceğim, ya sınırda şansımı deneyeceğim. Yani 9 saat yol gidip kös kös geri dönmek de var. Neyse biz bir cümbüş sınıra ulaştık, Zambiyadan çıkış damgasını aldım, hemen yan kapıda Malawiye giriş var. Ben en "avanak abdi" ifademle hiçbişi demeden uzattım pasaportu, polis bi bana baktı, bi elimdeki pasaporta ve o sihirli sözcükler dudaklarından dökülüverdi: "vizeyi sınırda alamazsınız, geri dönmeniz lazım"..

Ben "ay vay nasıl olur, lusaka kapalı, hık mık" derken tabii ordaki göbekli polis amcamız "siz buyrun şöyle bi içeri, nedir derdiniz anlayalım" dedi.. Biz buyurduk içeri, anlattık derdimizi, polis amcamız "ama vallahi olmaz illaki prosedür, kural vs" diyor, nuh diyor peygamber demiyor.. Bu arada da elinde pasaportum evirip çeviriyor, tabii bende jeton anca düştü. Amcam bahşiş istermiş.. Lakin ben bu işlerin acemisiyim, hayatımda hiç rüşvet vermemişim, vereni sevmemişim, "stop corruption" akımının ateşli bir savunucusu olmuşum.. Nasıl olacak bu iş? Bunlara "al abi bi çorba parası" da denmez ki, ağır abi bunlar.. Laf uzadıkça uzadı, adam söylemiyor açıkça, ben soramıyorum.. Sonunda cesaretimi topladım, battı balık yan gider diyip, tüm türk filmlerinden ve realite showlardan duyduklarımı bir bir söyledim, vallahi kulaklarıma inanamadım, neler de bilirmişim.. Adama ingilizce "bu işin bi oluru yok mu" "siz bize bi yolunu gösterin" falan gibi beylik laflar edip bide üstüne pazarlık yapıp, 50 dolara provizyon vizemi aldım mı aldım! Polis amca bi rahatladı, bi yüzü güldü, bi çay ikram edesi falan geldi.. Neyse uzun lafın kısası, Malawi sınırında vize alınıyor mu sorunuza cevap: alınabiliyor. Adamlar size bir form düzenliyor, provizyonlu vize diye. Siz de sınırdan geçiyorsunuz, 3 saat daha yol tepip başkente ulaşıyorsunuz ve 3 iş günü içersinde başkent Lilongwe'deki gümrük ofisine uğrayıp vizenizi (70 dolarlık asıl ücretini de ödemek koşuluyla) şak diye alıyorsunuz. Ya da, burda bahsettiklerim tamamen bir hayal ürünü ve gerçeklerle alakası yok tabii ki.. Bilemem orasını artık.

Posted by cerenmus 07:13 Archived in Malawi

Email this entryFacebookStumbleUpon

Table of contents

Be the first to comment on this entry.

This blog requires you to be a logged in member of Travellerspoint to place comments.

Enter your Travellerspoint login details below

( What's this? )

If you aren't a member of Travellerspoint yet, you can join for free.

Join Travellerspoint