A Travellerspoint blog

Cape MacLear

"Yeni bir yıl.."

sunny 35 °C

Malawi gölünün kıyısında, hamağın şefkatle sarmaladığı bedenim dinleniyor ve yenileniyor. Bugün elektriksiz, duşsuz, tuvaletsiz 5. gün. Ve 2010'un son günü. MUTLU YILLAR SEVGİLİ AİLEM VE DOSTLARIM! Sesinizi duyamasam ve sizleri kucaklayamasam da, kalbimde ve yanıbaşımda hissediyorum hepinizi!

Otobüs ve minibüsten sonra, bu sabah yepyeni bir ulaşım aracıyla tanışmış bulunuyorum: Pikap. Bir ufak pikabın arkasına 10 yetişkin, 6 çocuk, 2 tavuk ve biz Mr&Ms. Schubert (nam-ı diğer muzungu yani beyaz adam) doluştuk ve 45dk'lık hop hop hoplatan (sadece yürekleri değil tüm beden ve ruh varlığınızı da) bir yolculuktan sonra Cape MacLear'a geldik. Biz muzunguların denge problemi yaşayabileceğini öngören çikolata renkli arkadaşlar sağolsunlar, bizi 1. sınıf mevkiye, yani özenle kurutulup çuvallanmış tezeklerin üstüne oturtma inceliği göstererek, buraya tek parça halinde varmamızı sağladılar. Bu arada pikap denen araçta dengeyi tutturmaya çalışmak beni felsefi düşüncelere saldı; şunu anladım ki, devinime karşı tüm kaslarımı kullanarak ters bir denge tutturmaya çabalayıp yorgun düşmek yerine, kendimi sarsıntının yönüne bırakıp, sarsıntıyla beraber hareket etmeyi, eklemlerimi sarsıntıya uydurmayı denersem daha az yoruluyorum, bedenim de daha az zarar görüyor. Yani, akıntıya karşı kulaç atmaya çabalamaktansa, kendini bırakmak ve anın getirdiklerine uyum sağlamaya çalışmak lazım.. Heyt be Afrika, beni de feylesof eyledin sonunda..

Düşüne/kaşına vardığımız gölün bu yakası da güzel, ama burda göle sadece çocuklar, ördekler ve muzungular giriyor. Tüm yaşamları boyunca deniz kenarında yaşamış insanlara özgü bir durum vardır, bilirsiniz, onlar denize girmezler. Bizim Ege kasabalarında falan da böyledir bu. Burda da halk gölden balık avlıyor, çanağını çömleğini yıkıyor, elbise yatak yorgan yıkıyor, hadi en fazla elini ayağını yıkıyor ama yüzmüyor. Bu arada, ben de bizim don-çorap-tshirtleri kaptım, yerli kadınların yanına çömeldim ve çitilemeye başladım. Bir hoşlarına gitti bu! Hem çitiledik, hem gülüştük.

Şimdi hamakta dinleniyorum. Flo demin bana yeniyıl hediyesi olarak (burda çok değerli olan) koca bir bardak süt ve ev yapımı 3 adet kurabiye buldu! Süte bandırarak yedik birer tane, diğerini de kamp alanını bekleyen bekçiye ikram ettik. Bir söylenti dolaşıyor, sanırım gölden "kedi balığı" denen büyük bir balık yakalanmış, yeni yıl ziyafeti olarak hindistan cevizi sosunda pişireceklermiş, tüm kamp ahalisi beraberce yiyecekmişiz. Bizim bu geceki planımız yemekten sonra bir-iki şişe şarap eşliğinde, gölü, milyarlarca yıldızı ve yanıp sönen ateş böceklerini izleyerek 2011'e girmek. Ne de olsa, hayatta en güzel şeyler hepen basit şeyler aslında. Bu gece bunları görebildiğim, fark edebildiğim ve heyecan duyabildiğim için şükrediyorum - tanrıya, yaşama ve umut yolu yepyeni bir yılın gelişine..

Umarım sizler de çok güzel bir gece geçirmektesinizdir. Tekrar MUTLU YILLAR!

Posted by cerenmus 07:18 Archived in Malawi

Email this entryFacebookStumbleUpon

Table of contents

Be the first to comment on this entry.

This blog requires you to be a logged in member of Travellerspoint to place comments.

Enter your Travellerspoint login details below

( What's this? )

If you aren't a member of Travellerspoint yet, you can join for free.

Join Travellerspoint