A Travellerspoint blog

Güney Tanzanya

"Hastalık güncesi"

rain 22 °C

Bu yazıyı ailemi ve sevdiklerimi meraklandırmamak için, tamamen iyileştiğim zaman yükleyeceğim. Hiç yüklememeyi düşündüm, fakat bu blogu okuyan ve benden sonra aynı yola çıkacak seyyahların Afrika'nın sadece safari, muhteşem bir doğa ve seyahat tecrübesinden ibaret olmadığını; kara ve korkutucu bir yönünün de bulunduğunu anlamalarının daha önemli olduğuna karar verdim. Buyrun okuyun son 1 haftadır neler yaşadığımı..

SALI: Malawi'deki son iki günde açlık ve yorgunluk artık tahammül edemeyeceğimiz düzeye ulaştı ve yolculuğun başından bu yana ilk kez ciddi olarak Afrika'ya karşı yenildiğimizi kabullenip, eve dönmeyi düşündük. Düşündük de ne oldu? Malawi'nin kuzeyinden ha denince eve dönülmüyor, en yakın havaalanına 2 gün uzaktayız. Düşünüyorum da, bu seyahat "tatil"den çok öte, bir nevi "survival / hayatta kalabilme savaşı"na mı döndü, nedir?

ÇARŞAMBA: Kafamın derisinden ayaklarımın altına dek her yerim kırılıyor, ağrı ve halsizlikten kolumu kaldıramıyorum. Başım çatlıyor ağrıdan, göz kapaklarımı açamıyorum. Midemde anlam veremediğim birşeyler olup bitiyor, ani kramplar iki büklüm ediyor. Bir yanıyorum, bir donuyorum. 2 saat sonra, sanki hiçbirşey olmamış gibi sapasağlam ayaktayım, gülüyor ve bloguma yazıyorum. 3 saat sonra tekrar başlıyor aynı cehennem.. Sıtma emarelerinin hepsini gösterdiğimin farkındayım ama buna ihtimal vermek istemiyorum. Tanzanya'ya kadar (12 saat daha) dayanmalıyım, şu an bulunduğumuz köyün konumu nedeniyle eve dönmek ne kadar imkansızsa, temiz ve güvenilir tıbbi yardım almak da o kadar imkansız. Allahın belası bir yerdeyiz ve yol bitmiyor..

CUMA: Tanzanya'ya nasıl geldim, gümrükten nasıl geçtim, iki köylünün gözümün önünde koca bir keçinin boğazını kesmesine ve minibüsü paylaştığımız adamların kimsenin anlayamadığı bir nedenden çıkardıkları, ringdeki kaslı boksörlerden hiçbir farkı olmayan yumruk yumruğa kavgasına nasıl dayandım bilmiyorum ama sonunda Mbeya'dayız şu an! Dün gece geldiğimiz gibi otele sırt çantalarını atıp, kliniğe koştuk. Hemen bir sıtma testi, genel doktor kontrolü. Kanımda sıtma bulunmadı ama 25 gündür her gece kullandığım anti-sıtma ilacının etkisinden şüpheleniliyor. Doktora göre ilaç semptomları bastırıyormuş (bir de bastırmasa halim nasıl olacak acaba) ve hafif dozda bir sıtma geçiriyor olabilirmişim. İlaca devam ve bol bol dinlenilecek, başka yolu yok. Bu küçük, muz ağaçlarıyla kaplı kasabada, sıtmaya tamamen yabancı Türkiye'de bulabileceğimden çok daha iyi bir sıtma tedavisi bulacağım kesin, o nedenle yataktan çıkmaya, yola düşmeye ve hatta kılımı bile kıpırdatmaya niyetim yok.

CUMARTESİ: Halsizlik ve ağrılara ek olarak midem ve bağırsaklarım beni süründürmeye devam ediyor. Sonsuz-iyimser Flo'ya göre sıtma değil, mide sorunu yaşıyorum. Sonsuz-kötümser bana göre henüz keşfedemedikleri bir bakteri dolanıyor vücudumda. Doktor bu akşam kontrole çağırdı, ben midemin altını tutarak "acaba karaciğerim mi iflas etti" diyince de gülerek "güzel bir varsayım ama karaciğer sağdadır" dedi. Tam rezillik! Tamam biraz hastalık hastası olduğum doğru ama sürünüyorum yahu, nedir bu? Daha fazla test, dışkı örneği.. Sonuç: bir tür bakteri beni ele geçirmiş, korkulacak birşey yok, güçlü bir antibiyotik takviyesi ve bol bol dinlenme ile birkaç günde toparlarmışım. En azından ne olduğunu öğrendik ya, içim rahatladı. Doktorun gözü üzerimde. Birkaç email yazıp annemleri aradım bu haber üzerine. Merak etmeyin diye bahsetmedim olan bitenden. İyice iyileşmeden bu yazıları da yüklemeyeceğim. Yani okuyorsanız, postu kurtardım demektir. Bu arada, Tanzanya (otelin penceresinden görebildiğim kadarıyla) Malawi'den çok farklı, her yer muz tarlası, yollarda meyve ve sebze standları kurulu. Yemek yiyemiyorum henüz ama Flo'nun dediğine göre, restoranlarda sebze, pirinç, et ve balık bolmuş ve muzun yemeğinden tatlısına herşeyini yiyorlarmış. İklim de daha yumuşak geldi bana sanki. İyice toparlayayım, Hint Okyanusu'na doğru 12 saatlik bir yolculuk beni bekliyor. Zanzibar'da görüşmek üzere!

PAZAR: Dün iyice dinlenmenin ve birkaç muz yiyebilmenin verdiği olumlu ruh haliyle gidip otobüs biletlerini aldık ama gece boyu mide ve bağırsak krampları yakamı bırakmayınca sabah iptal ettirdik. Hep evi, annemle babamı düşünüyorum. Rüyalarımda beyaz kıyafetli ulvi görünüşlü insanlar elimi tutup beni yukarlara çıkarıp duruyor, ölecek miyim neyim? Moralim çok bozuk, eve dönmek istiyorum. Annemin yoğurtlu çorbası için ruhumu bile satarım! O kadar sapa biryerde hastalandım ki, şimdi eve dönmeye kalksam ilk havaalanına 15 saat otobüs yolculuğu yapmam lazım. Ve yapabilecek durumum yok. Hepsi benim suçum, herkes gibi git turistik yerlere.. Yok, ille kafamın dikine gideceğim. Nedir bu inat, neyi kanıtlamaya çalışıyorum? Alemin en kral seyyahı olduğumu mu, Afrika'nın bağımsız gezilebileceğini mi? Neyi?

PAZARTESİ: Bugün kendimi güçlü ve hazır hissettiğim için (cümleye bak, sanki savaşa giriyorum) sabah erkenden yola çıkmaya çalıştık ama Flo'nun satın aldığı biletler hiçbir otobüse ait çıkmayınca ilk darbeyi yedik. İkinciye bilet aldığımız otobüsteki sefamız da sadece 5 saat sürebildi ve otobüs yarıyolda (işin çok tuhaf tarafı, nedense tam da şehrin birine 5km kala ve tam olarak otobüs firmasına ait bir deponun önünde) bozuluverdi! Baktık daha yolun yarısını almışız, gecenin bir saati Dar'a varmak da tehlikeli olacak, hadi dedik şu kasabada kalalım. Aman ne iyi etmişiz! Burası dağ eteğinde - sanırım 1500mt falan, odamız muhteşem bir verandaya açılıyor; birsürü çiçek, muz ağaçları ve şakır şakır bir yağmur! Hele bir restorant bulduk, cennete düştüm sandım. Öyle güzel kaşarlı, domates, biber ve mantarlı bir omlet yedim ki, tadı hala damağımda. Yani keyfimiz yerinde. İnşallah yarın Dar'a gideceğiz. Tabii belli olmaz, bu hikaye "Dar'a nasıl gidilemez"e dönmeye başladı..

SALI: Sonunda.. Dar es Salaam'dayız. Sözün bittiği andır.

Posted by cerenmus 22:44 Archived in Tanzania

Email this entryFacebookStumbleUpon

Table of contents

Be the first to comment on this entry.

This blog requires you to be a logged in member of Travellerspoint to place comments.

Enter your Travellerspoint login details below

( What's this? )

If you aren't a member of Travellerspoint yet, you can join for free.

Join Travellerspoint