A Travellerspoint blog

Windhoek

"Sonunda, Afrika!"

sunny 35 °C

Başkentteyiz; her yerde gülümseyen, simsiyah saçları örgüş örgüş güzel insanlar var. Dün yürüyerek şehri gezdik ve o kadar pozitif bir tad aldık ki, kocamı pansiyonun çimenlik alanında Windhoek birası ve Afrika tarihini anlatan kitabıyla başbaşa bırakıp, pembe eteğimi giyip, bide kırmızı rujumu sürüp, yerel pazarda gezmeye çıktım.. Kaçtım daha doğrusu, gizli bi işim var. Malum noele sadece 10 gün kaldı; bu adamcaaz alışkın annesinin evinde kocaman çam ağacının süslenmesine, altına bisürü bisürü paketler konmasına, ev yemeği ve aile saadetine; yaban ellerde gariplik çekmesin.. Kendisine boncuktan yapılma (burda boncuk süsleri pek çok) minyatür bir çam ağacı, ev yemeği niyetine haribo şekerlemeler, hediye yerine de sevimli ötesi bi noel kartı almış bulunuyorum, noelde cöt diye çıkarıp "süpriiiiiiz!" yapıcam. Bu seyahatte 1 noel, 1 yılbaşı, 2 de doğum günü kutlamamız olacak (zaten geriye ne kaldı?!?) kutlaya kutlaya geziyoruz yani, deliye her gün bayram..

Paketi çaktırmadan odaya bıraktım, Flo'yu aldım ve bürokratik işleri halletmeye koyulduk. Namibya'da 10 gün kalıcaz ve bir sonraki hedef Zambiya'daki Victoria Şelalesi, dolayısıyla vizeye başvurmamız gerekiyor. Dün gelir gelmez uğradık ama öğlende kapanıyorlarmış ve vize 21 gün sürer dediler. Kırmızı rujla 21 dakikada aldık vizeyi (abartmıyorum, dakika tuttum), ben tek girişli 14 gün istedim, adam vermişken 3 aylık vermiş, göbek ata ata çıktık dışarı. Yolda insanlar korna çalıp el falan sallıyorlar, öyle bi esenlik havası içindeyiz. Bu başarımızı kutlamaya, akşam yemeği için buralıların uğrak yeri "Joe'nun barı"na gittik. Çok acaip bi mekan, duvarlarda yerel eşyalar, av hayvanlarının doldurulmuş kafaları, 19.yy'dan kalma içki şişeleri, yerel süsler püsler.. Turist cenneti diyeceğim, diyemiyorum, birsürü yerel amca bara oturmuş gülerek sohbet ediyor. Menü geldi, ayrı bi macera. Özetle, ben sebze kafamın dikine giderken, Flo "Savana Şiş" istedi ve gelenler şişte sırayla: "Devekuşu eti, haşlanmış mısır, Timsah eti, haşlanmış biber, Zebra eti, haşlanmış patlıcan, Kudu (bir tür geyik) eti, haşlanmış havuç, Tavuk".. Evet, tattım arkadaşlar hepsini ve devekuşu hakikaten güzel, yağsız bir biftek tadında. Timsah fiyasko, yağlı bi tavukla yılan balığı arası bir tadı var ve sırf sinir. Zebra tuzlu bir et, Kudu ise ciğer gibi. Etosha'da "Büyük5'li"yi (siyah rhino, buffalo, fil, leopar ve aslana kısaca Büyük5'li deniyor) denersek yine yazarım gözlemlerimi, siz de yemiş kadar olursunuz..

Özetle; Windhoek'da pek bi dinlendik, beslendik, temizlendik, wi-fi'landık. Yarın sabah erkenden yola düşüp, kıyıdaki balıkçı kasabalarından, Namib çölüne, ordan "İskelet Sahili" denen kuru ötesi bölgeye, ordan Büyük 5li ve saz arkadaşlarını görmeye (ve kısmetse yemeye, yuh bize dimi..) Etosha Milli Parkı'na geçeceğiz. Bölgede internet bulacağımı (daha doğrusu arayacağımı) sanmıyorum, o nedenle benden 1 hafta-10 gün haber alamazsanız korkmayın (sevgili aileme efsanevi Hindistan olayımı tekrar yaşatmamak için yazıyorum). Hepinize kucak dolusu Namibya patatesi diyor ve okumaktan yorgun gözlerinizden öpüyorum..

Posted by cerenmus 09:45 Archived in Namibia

Email this entryFacebookStumbleUponRedditDel.icio.usIloho

Table of contents

Comments

Çok güzel, müthiş. Ne kadar eğlenceli. Aman kendine dikkat et. Allah'a emanetsin. Gökhan

15.12.2010 by ÇAĞATAY

This blog requires you to be a logged in member of Travellerspoint to place comments.

Enter your Travellerspoint login details below

( What's this? )

If you aren't a member of Travellerspoint yet, you can join for free.

Join Travellerspoint