A Travellerspoint blog

Etosha Milli Parkı

"Zebra.. Siyah üstüne beyaz mı, beyaz üstüne siyah mı.. İşte bütün mesele bu!"

sunny 40 °C

Geceyarısını geçeli 2 saat oluyor. Malarone denen hain ilacın yan etkisi; uykusuzluk. Birkaç gecede alışırsın dediler.. Şu an çadırda, uyku tulumumun içinde kımıl kımıl halde sesleniyorum sizlere. Çadırın cibinliğinden görebildiğim kadarıyla tepede dolunaya yaklaşan tepsi gibi bir ay var, milyonlarca sivrisinek beni canlı canlı yiyebilmek için çadırın dört bir yanını kolaçan etmekte, sincap olduğuna kendimi inandırdığım birşey çadırın bi yanından toprak kazıp durdu, demin bir sırtlan iki yavrusu ile 1mt ötemden geçti ve çalılıkların ordan tuhaf sesler geliyor. Kısacası; doğanın tam ortasındayım! Muhteşem kokuyor doğa.. Hiçbiryerde bu kadar yoğun hissetmemiştim, işte Afrika bu!

Etosha, Namibya'nın Angola'ya yakın kuzeyinde ve pan denen yağışlı mevsimde göle dönen, kuru mevsimde bembeyaz çöl olan düzlüğü, savanası, çalılık alanları ile yüzlerce tür hayvana ev sahipliği yapan, ayrıca kendi arabanızla, kendi başınıza safari yapabileceğiniz ve içindeki kamp alanlarında konaklayabileceğiniz muhteşem bir milli park. Tabii ki 40derece havada saatlerce direksiyon salladık, haritadaki her yola girdik çıktık, binlerce hayvan gördük, yine de yetmedi. Birkaç gün buradayız, iki farklı kamp alanında toz toprak içinde, sulak alan bulmuş manda yavruları kadar mutluyuz.. Görülenler listesine ek: türlü türlü ceylan, maral, antilop, springbok, tavşan, çakal, sırtlan, zürafa, gergedan, bufalo, fil, zebra, tavşan, sincap, rengarenk kuşlar.. En güzeli sabah güneş doğarken ve akşam güneş batarken safariye çıkmak, çünkü bu saatte hayvanlar oldukça aktifler. Size sadece arabayı uygun bi açıyla park edip, sağınızdan solunuzdan geçen binlerce hayvanı ağzınız beş karış açık izlemek kalıyor. Onlar da sizi izliyor, izleşip duruyoruz.. Bayıldığım: zebraların totoları ve zürafaların ön ayaklarını zorum zorum ayıra ayıra su içmeye eğilmeleri..

Tek hoşlanmadığım, bu sivrisinekler.. Malum, sinek neslinin devamı için, tek bir sinekle beni aynı odaya koymanız yeterli. Bir de sıtma korkusundan psikopata bağladım, gaipten vızıltılar geliyor kulağıma devamlı.. Sinek kovucularla duş alıyorum resmen, bana mısın demiyor, her yerim delik deşik. Hart hurt devamlı kaşınma halindeyim.

Kamp hayatına gelince.. Bazı basit nimetlere şükretmeyi öğrendik. Misal; sert bile olsa bir yatak, bir yastık. Resmen sırtım kalas gibi oldu 5 gündür. Kamplarda sıcak su var, duş ve tuvalet temiz ama 40 derecede ve toz duman içinde 5dk sonra sanki haftalardır hiç duş yüzü görmemiş hale geliyorsunuz. Bir de gece kamp ateşi süper bişi, dikkat ettim hemen 2 günde geleneksel rollere büründük. Flo ateşi yakıyor, ben "ekmek-peynir-salatalık turşusu ve su"dan oluşan akşam yemeğini hazırlıyorum, iki de taş bulduk tam popolarımızın büyüklüğünde, onlara da oturuyoruz.. En büyük lüksümüz ıslak mendil, vallahi muhteşem bir buluş! Bir de güneş enerjisiyle çalışan lambalarımız var, gece bizi baya oyalıyorlar. Müziği hiç özlemedim, doğanın sesi yetiyor. Dört gündür doğayla başbaşaydık, birtek bu gece etrafta bizden başka kampçılar da var (ne yazık ki) ve biri gitar getirmiş, "akdeniz akşamları"nı çalmaya başlayacak diye korktum bi an.. Bu gece kamptaki son gecemiz, yarın Etosha'dan ayrılıyoruz. Medeniyete kavuşunca görüşmek üzere!

Posted by cerenmus 00:34 Archived in Namibia

Email this entryFacebookStumbleUpon

Table of contents

Be the first to comment on this entry.

This blog requires you to be a logged in member of Travellerspoint to place comments.

Enter your Travellerspoint login details below

( What's this? )

If you aren't a member of Travellerspoint yet, you can join for free.

Join Travellerspoint